İçeriğe geç

Not · 4 dakikalık okuma

İlk iş mülakatı: Tell me about yourself sorusu ve stajını anlatmak

Yeni mezunun ilk İngilizce mülakatında en çok zorlandığı yer ilk soru oluyor. Kendini tanıtmayı, stajını anlatmayı ve derste bunu ikişerli nasıl prova ettiğimizi yazdık.

Ofiste masanın karşısındaki adayla görüşme yapan gözlüklü bir kadın

İngilizce yapılan ilk iş mülakatında soruların çoğu tahmin edilebilir. İlki de neredeyse her zaman aynı: So, tell me about yourself. Yeni mezunların büyük kısmı bu soruya lise yıllarından başlayan bir hayat hikâyesiyle cevap veriyor. Hangi şehirde doğduğunu, hangi bölümü neden seçtiğini, ikinci sınıfta hangi kulübe girdiğini anlatıyor. İki dakika geçiyor, görüşmeci hâlâ bu kişinin neden bu ilana başvurduğunu bilmiyor.

Tell me about yourself: yeni mezun için kısa bir iskelet

Deneyimi az olan biri için bu cevap şöyle kurulabilir. Önce okulunu tek cümlede geç. Sonra cevabın asıl kısmına, stajına, bitirme projene ya da yarı zamanlı işine in ve orada somut olarak ne yaptığını söyle. En sonda bunu başvurduğun işe bağla. Bir dakika civarı yeter.

Örnek bir cevap, iktisat mezunu biri için:

I graduated in economics from Dokuz Eylül this summer. In my last year I did a three-month internship at a logistics company, where I prepared the weekly cost reports for the sales team. I got used to working with messy data and explaining numbers to people who don't like numbers. That's why this analyst role caught my eye. It's the same kind of work, just on a bigger scale.

Bu cevapta süslü bir kelime yok. Passionate, dynamic, motivated gibi her özgeçmişte geçen sıfatları bilerek dışarıda bıraktık. Görüşmeci onları her gün duyuyor. Haftalık maliyet raporu ise akılda kalıyor ve bir sonraki soruyu da kendiliğinden getiriyor: What did those reports include?

Zaman kipinde iki klasik hata

Mülakatta en çok kipler karışıyor, çünkü cevaplar hep geçmişle bugün arasında gidip geliyor.

Birincisi I have graduated in 2025. Türkçede "mezun oldum" hem bitmiş bir olayı hem de bugünkü durumu anlatıyor; İngilizcede ikisi ayrılıyor. Cümlede belirli bir zaman varsa (in 2025, last June, two months ago) past simple gelir: I graduated in 2025. Zaman vermeden yeni olduğunu söylemek istiyorsan present perfect olur: I've just graduated. İkisini aynı cümlede birleştirmek olmuyor.

İkincisi devam eden işler. Stajın hâlâ sürüyorsa öğrenciler genelde I am doing an internship since March diyor. Since ile başlangıç noktası verdiğinde fiil present perfect continuous ister: I've been doing an internship at a bank since March. Türkçedeki "Marttan beri yapıyorum" şimdiki zamanla kurulduğu için kulağa doğru geliyor, İngilizcede değil.

Experience, experiment ve staj fiilleri

Bu ikisi Türkçe konuşanlarda çok karışıyor, çünkü ikisi de "deney" ve "deneyim" arasında bir yerde duruyor. Experiment laboratuvardaki deney. Experience deneyim. I had an experiment in marketing dediğinde görüşmeci bir an pazarlama departmanında test tüpleri düşünüyor.

Aklında tutman gereken birkaç kalıp:

  • Yanlış: I have two experiences in banking. Doğru: I've done two internships in banking. İş deneyimi anlamında experience sayılamaz, çoğul yapılmaz.
  • Yanlış: I made my internship at a law firm. Doğru: I did my internship at a law firm.
  • Yanlış: I helped the team about many things. Doğru: ne yaptığını fiille söyle, I updated the supplier list and checked invoices against orders.

Sonuncusu dilbilgisi hatasından çok içerik meselesi. Helped stajda ne yaptığını gizleyen bir fiil. Görüşmeci bunu duyunca hemen What exactly did you do? diye soruyor ve hazırlıksız aday ilk kez orada düşünmeye başlıyor.

Why should we hire you

Bu soruya en sık verilen cevap bir sıfat listesi: I'm hardworking, I'm a team player and I learn fast. Üçü de doğrulanamaz. Görüşmecinin elinde bunlara inanmak için bir sebep yok.

Daha iyi bir cevap tek bir iddia ve onu taşıyan tek bir olay içerir. You need someone who can pick up a new system quickly. During my internship our team switched to a new reporting tool, and I was the one who wrote the short guide for the others. Bir iddia, bir kanıt. Bu kadar.

Bunu derste nasıl prova ediyoruz

Yüz yüze derste mülakat provası ikişerli yapılıyor. Masaya karşılıklı oturuyorsunuz; görüşmeci rolündeki kişinin elinde bir kart var ve kartta ana sorunun altında iki takip sorusu yazıyor. What exactly did you do? ve What would you do differently now? gibi. Görüşmeciye verdiğimiz kural şu: ilk cevabı ne kadar iyi olursa olsun, takip sorusunu mutlaka sor. Gerçek mülakatta da asıl ölçülen şey hazırlanmış ilk cevap değil, ondan sonra gelen.

Grubun geri kalanı dinlerken tek bir şeye odaklanıyor. Bir kişi sadece kipleri dinliyor, bir başkası cevabın kaç saniye sürdüğüne bakıyor. Altı yedi dakikada bir eşler değişiyor. Aynı soruyu üçüncü kez farklı birine cevapladığında cevabın genelde kısalıyor ve sıfatlar kendiliğinden düşüyor.

Evde de bir şey yap: cevabını telefonuna kaydet ve dinlerken experience, since, graduated kelimelerini duyduğun yerlerde dur. O cümleler doğru kurulmuş mu?

Bu çalışma neyi değiştirmez

Mülakat provası alan bilgisinin yerini tutmuyor. Teknik bir pozisyonda sana bir vaka verip çözmeni isterlerse, İngilizcen ne kadar düzgün olursa olsun konuyu bilmen gerekecek. Bir de seviye meselesi var. A2 civarındaysan birkaç haftalık prova sana hazır cevaplar verir ama takip sorularında zorlanırsın; bunu bilerek girmek daha iyi. İşe alınıp alınmayacağın konusunda da bir söz veremeyiz. Verebileceğimiz şey, ilk sorunun seni artık şaşırtmaması.

Bu yazıdaki konuları gruplarda nasıl çalıştığımızı görmek istersen bir derse misafir olabilirsin.

Deneme dersi al
Seviyeni ölç