İçeriğe geç

Not · 4 dakikalık okuma

IELTS Speaking Part 2: bir dakikalık not, iki dakikalık konuşma

Part 2'de bir dakika hazırlanıp iki dakikaya kadar konuşuyorsun. O bir dakikayı nasıl kullanacağını ve Türk adayların kırkıncı saniyede neden durduğunu anlattık.

Uzun masalarda çalışan öğrencilerle dolu bir kütüphane salonu

IELTS Speaking sınavı 11 ile 14 dakika arasında sürüyor ve üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde sınav görevlisi senin hakkında kısa sorular soruyor: nerede yaşıyorsun, okuyor musun, çalışıyor musun, boş zamanında ne yaparsın. Üçüncü bölümde ikinci bölümün konusuyla ilgili daha genel, fikir isteyen sorular geliyor. Arada kalan ikinci bölüm ise adayların çoğunun en çok çekindiği kısım, çünkü orada iki dakikaya kadar tek başına konuşuyorsun. Konuşma sınavı Academic ve General Training için aynı.

Part 2'de ne oluyor

Görevli sana bir kart veriyor. Kartta bir konu ve altında birkaç madde var. Mesela şöyle bir kart düşün:

Describe a piece of advice you once ignored.

You should say: who gave you the advice, what it was about, why you didn't follow it, and explain what happened in the end.

Bir dakikan var. Bu sürede kâğıt ve kalemle not alabilirsin. Sonra iki dakikaya kadar konuşuyorsun; süre dolunca görevli seni nazikçe durduruyor. Konuşman bittikten sonra aynı konuyla ilgili bir iki kısa soru sorabiliyor, ardından üçüncü bölüme geçiliyor.

Puanlama dört ölçüte göre yapılıyor: akıcılık ve tutarlılık, kelime kullanımı, dilbilgisi çeşitliliği ve doğruluğu, telaffuz. Part 2 bu dördünün hepsini aynı anda gösterdiğin yer. Uzun ve bağlantılı konuşabiliyor musun, geçmişi anlatırken kipleri tutabiliyor musun, kelime bulamayınca ne yapıyorsun.

Bir dakikayı nasıl kullanmalı

En sık gördüğümüz hata, bu bir dakikada cümle yazmak. Aday ilk maddeye bir cümle yazıyor, ikinciye başlıyor, süre doluyor. Sonra kâğıttaki cümleyi okur gibi söylüyor ve bittiğinde ne diyeceğini bilmiyor.

Not anahtar kelime olmalı. Her madde için iki üç kelime, bir de anlatacağın olayın tek bir somut ayrıntısı. Yukarıdaki kart için notlar şöyle olabilir:

  • dad, first year uni
  • don't take the job in Antalya, finish school first
  • money, friends going, felt grown up
  • missed two exams, summer school, he never said I told you so
  • past simple!

Son satır bir hatırlatma. Kartta geçmişte olan bir şey anlatılacaksa notun en altına kipi yaz. Bunu niye yaptığımızı aşağıda göreceksin.

Somut ayrıntı da önemli. "Antalya'daki iş", "iki sınav", "babamın hiç 'demiştim' dememesi". Bunlar konuşmayı canlı tutuyor ve iki dakikayı doldurmanın asıl yakıtı oluyor. Genel cümlelerle iki dakika dolmuyor.

Kırkıncı saniyede durmak

Türk adayların en tipik sorunu bu. Kartın her maddesine bir cümle söyleniyor, dört madde dört cümle, toplam kırk saniye. Sonra sessizlik. Görevli bekliyor, aday görevliye bakıyor.

Bunun sebebi çoğu zaman maddeleri soru gibi görmek. Madde bir soru değil, bir başlık. Why you didn't follow it maddesine Because I wanted money deyip geçmek yerine o anı anlat: kimdin, ne düşünüyordun, arkadaşların ne diyordu. Bizim derslerde kullandığımız basit bir kural var. Her maddede en az bir kez "örneğin" ya da "o sırada" de, yani for example ya da at that time ile bir ayrıntı aç.

Ezber girişler

Well, it is a very interesting question. Bu cümleyi Part 2'nin başında çok duyuyoruz. Birincisi, Part 2'de soru yok, kart var. İkincisi, görevli bu girişi muhtemelen her gün defalarca duyuyor. Ezber cümle senin İngilizceni değil, ezber yapabildiğini gösteriyor ve beş saniyeni boşa harcıyor.

Doğrudan konuya gir: I'm going to talk about some advice my father gave me in my first year at university. Sade, kartla ilgili ve ikinci cümleye kendiliğinden yol açıyor.

Kip atlamaları

Geçmişte olan bir hikâyeyi anlatırken çoğu aday bir yerden sonra şimdiki zamana kayıyor. So I took the job, and in Antalya I am working every day and my friends are going to the beach... Türkçede hikâyeyi canlandırmak için şimdiki zamana geçmek doğal ("Bir gün otele gidiyorum, bakıyorum ki..."). İngilizcede de olabiliyor, ama sınavda bu kayma bilinçli değil, kontrolsüz olduğu için dilbilgisi doğruluğunu düşürüyor.

Yanlış: Last summer I go to Antalya and I am working in a hotel. Doğru: Last summer I went to Antalya and worked in a hotel. ya da devam eden durum için I was working in a hotel. Notun altındaki "past simple!" satırı tam bunun için.

The sesi

İngilizcedeki the, this, that kelimelerinin başındaki ses Türkçede yok. Türk adaylar bunu genelde "d" ya da "z" gibi söylüyor: "de", "dis", "zat". Bir de think ve three kelimelerindeki sertçe ses "t" ya da "s"ye dönüyor. Telaffuz ölçütü ana dil aksanı istemiyor; anlaşılırlığa ve doğal ritme bakıyor. Yine de three kelimesi tree gibi çıkınca anlam karışabiliyor. Dilin ucunu üst dişlerin hafifçe arasına koyup havayı vermek bu sesin temeli ve birkaç haftalık düzenli tekrarla yerine oturuyor.

Derste nasıl çalışıyoruz

Uygulamadaki canlı derste ikişerli odalara ayrılıyoruz. Birinin elinde kart var ve süreyi tutuyor: bir dakika hazırlık, sonra konuşma. Dinleyen kişinin tek görevi, konuşmacının kaçıncı saniyede ilk kez durduğunu yazmak. İlk turda bu rakam genelde kırk ile altmış saniye arasında çıkıyor. Aynı kartla ikinci turda, notlara bir somut ayrıntı daha ekleyerek konuşuluyor. Yüz yüze derste ise aynı kartı üçüncü kez, bu sefer grubun önünde ve kayıtla anlatıyorsun. Kaydı dinlerken kip atlamalarını kendin işaretliyorsun.

Söz vermediğimiz şey

Hiçbir adaya belirli bir band sözü vermiyoruz. Part 2 tekniği iki dakikayı doldurmayı ve ezber girişten kurtulmayı öğretir; kelime bilgini ya da dilbilgini kendi başına bir üst seviyeye taşımaz. Seviyen B1 civarındaysa iki dakikayı rahatça doldurabilirsin, ama puanı belirleyen o iki dakikada kullandığın dilin kendisi. Sınavın güncel biçimini ve kurallarını sınava kayıt olduğun kurumun sayfasından ayrıca kontrol et.

Bu yazıdaki konuları gruplarda nasıl çalıştığımızı görmek istersen bir derse misafir olabilirsin.

Deneme dersi al
Seviyeni ölç